et|icon_phone|
Bizi Arayabilirsiniz

0312-939-8610

et|icon_clock_alt|}
Çalışma Saatlerimiz

Hafta içi 09.00-18.00

Amazon ile E-ihracat Eğitimi #2: Neden Amazon? – Burak Seyman

Amazon 1995'te ABD'de kuruluyor ve en büyük pazarı orası. Ardından 1998 yılında Birleşik Krallık ve Almanya'ya açılıyor. Singapur'da 2017’de, Türkiye'de 2018’in Eylül ayında, Avustralya'da ise yine 2018’de pazar yerini duyuruyor. Şu an Amazon her sene birkaç pazar yeri ekleyerek hem büyümesine devam ediyor hem de bu pazar yerlerindeki etkinliğini, gücünü artırıyor. 2018 yılının verilerine göre ABD e-ticaretinin %49.1'ini Amazon kendi başına üstleniyor. Amazon'un bütün pazar yerlerindeki toplam ürün sayısı 350 milyon. Burada Amazon'un şöyle bir iddiası var: “Amazon, her şeyin mağazası olacak.”

Burak Seyman tarafından yazılmıştır.

May 1, 2020 tarihinde

Amazon ile E-ihracat Eğitimi #2: Neden Amazon?

 

Orta Anadolu İhracatçılar Birliği’nde verdiğimiz Amazon ile E-ihracat eğitimini blog yazılarına dönüştürerek okunacak hale getirdik.

Eğitimin birinci bölümde e-ihracat için pazar yeri modelinin avantajlarından bahsetmiştik. İkinci bölümde ise pazar yerleri içerisindeki en mantıklı tercihin neden Amazon olduğundan bahsedeceğiz.

 

Amazon’un Kısa Tarihi

Kısaca Amazon’un tarihinden bahsetmek gerekirse, Amazon 1995’te ABD’de kuruluyor ve en büyük pazarı orası. Ardından 1998 yılında Birleşik Krallık ve Almanya’ya açılıyor. Singapur’da 2017’de, Türkiye’de 2018’in Eylül ayında, Avustralya’da ise yine 2018’de pazar yerini duyuruyor. Şu an Amazon her sene birkaç pazar yeri ekleyerek hem büyümesine devam ediyor hem de bu pazar yerlerindeki etkinliğini, gücünü artırıyor.

 

Amazon’un Global Pazarlardaki Üstünlüğü

2018 yılının verilerine göre ABD e-ticaretinin %49.1’ini Amazon kendi başına üstleniyor. ABD’deki e-ticaretin diğer iki önemli oyuncusu olan e-Bay %6.6, Walmart %3.7 oranlarında kalıyor. Bu iki rakibi bile topladığınızda Amazon’un 5’te 1’i kadar ancak ediyor.

Bu noktada şunu söyleyebiliriz: Siz eğer ABD’ye e-ihracat yapmak istiyorsanız, pazar yeri modelini düşünmeseniz bile tek çıkış yolunuz Amazon’da satış yapmak. Çünkü zaten Amazon ABD’deki e-ticaret satışlarının neredeyse %50’sini kendisi yapıyor.

Almanya e-ticaretinin yine büyük çoğunluğunu, %47’sini Amazon kendi başına yapıyor, bu e-ticaret hacmine kendi başına sahip. Ondan sonraki en yakın rakip, Otto.de Amazon’un neredeyse 1/3’ü civarında kalıyor ki Otto Türkiye’deki Hepsiburada gibi bir yerel pazar yeri. Ama Amazon geliştirdiği global teknolojilerle o pazarda da üstünlük sağlıyor.

Birleşik Krallık tarafında ise Amazon e-ticaretin %31’ine sahip, en yakın rakibi Tesco.com’un iki katından fazla cirosu var.

Bütün pazar yerlerini tek tek saymaya gerek yok. Diğer Avrupa pazar yerlerinde ve Kanada, Meksika gibi Kuzey Amerika, Hindistan, BAE gibi ülkelerde de Amazon’un pazar lideri olduğunu söyleyebiliriz. Hindistan’da Flipkart adında çok güçlü bir rakip vardı, 2019 yılı içerisinde Amazon onu da geçerek pazar lideri konumuna geldi.

 

 

Amazon’un Yapısal Büyüklüğü

Bir de Amazon’un bu gücü aslında nereye dayanıyor ondan bahsedelim.

Amazon’un bütün dünya genelinde son rakamlara göre 650.000 tam zamanlı çalışanı var. Bunun içerisinde depo çalışanları var, müşteri ilişkileri için çalışanlar var, ya da bahsettiğimiz teknolojileri geliştiren mühendisleri var.

Amazon’un bütün pazar yerlerindeki toplam ürün sayısı 350 milyon. Burada Amazon’un şöyle bir iddiası var: “Amazon, her şeyin mağazası olacak” ve hatta şu an her şeyin mağazası konumunda. Şöyle cümleler sarf ediliyor: “Eğer bir şeyi Amazon’da bulamıyorsanız muhtemelen o şey yoktur”. Çünkü bu 350 milyon ürün içerisinde o ürün bir şekilde birinden birine satılmak üzere konulmuştur diye düşünülüyor.

Bu bahsettiğimiz bütün çalışmalar şu trafik rakamında gizli: Sadece Amazon.com’u her ay 200 milyon kişi ziyaret ediyor! Amazon’un en güçlü olduğu ABD tarafındaki gücünü bu şekilde tasavvur edebiliriz.

2018’de Amazon’da yapılan satışların %53’ünü, üçüncü taraf satıcılar gerçekleştiriyor. Burada bahsettiğimiz organizasyonun büyüklüğüne baktığımızda 650.000 çalışanı var, bir sürü farklı farklı teknolojileri var, FBA depoları var vs. bu platform ve bu organizasyon üzerinden yapılan satışların %53’ünü benim gibi sizin gibi, üçüncü taraf satıcılar gerçekleştiriyor. Amazon’un ilk parti satıcı olarak ilk taraf satıcı olarak kendi gerçekleştirdiği %47 bandında kalıyor. Şöyle söyleyebiliriz: Amazon’un dünya genelinde yaptığı bu organizasyondan siz Amazon’dan daha fazla yararlanma imkânına sahipsiniz.

 

 

 

Amazon’un Sunduğu 7 Büyük Fırsat

 

1.) Amazon Marketplace

Amazon Marketplace bildiğiniz üzere bir pazar yeri. “Amazon zaten hazır pazar yeri, bunu nasıl fırsat olarak sunuyorsun?” diyebilirsiniz. Buradaki konu şu; Amazon müşteri memnuniyeti obsesifi bir şirket olduğu için üçüncü taraf satıcılara milyonlarca memnun müşterisine ulaşma hakkını tanıyor. 2000’den önce Amazon bir pazar yeri değildi, 1995’ten 2000’e kadar kendi ürünlerini sattı. 2000’de Amazon pazar yerine dönüştü ve üçüncü taraf satıcılar, o deliler gibi memnun müşterilere tek tıkla satış imkânına kavuştu. Benim gözlemime göre bu büyük bir imkân.

 

2.) Amazon Business

Amazon’da en fazla son kullanıcıya satış yapılıyor ancak business tarafında da fırsatlar var. Özellikle ABD tarafında büyük şirketlerin Amazon Business hesabından alımlar yaptığını, bu satın alımların bir kısmının bu taraftan gerçekleştiğini görüyoruz.

Business Prime ile esnek ve hızlı teslimat imkânı sunuluyor, işletmelere özgü fiyatlar ve dönemsel kampanyalar yapılıyor. 11.11 gibi Amazon’un her yıl şubat-mart aylarında başlattığı, birkaç hafta süren ve şirketler arası alışverişin yoğunlukla yapılmasının teşvik edildiği zamanlar oluyor.

 

3.) Subscribe & Save Modeli

Eğer ürünlerinizi memnun müşterilere her ay satıyorsanız subscribe & save modeliyle müşterilerinizi kendi ürünlerinize abone edebilirsiniz. Bu artık her ay ve her hafta kendiliğinden siparişi verilen ve ödemesi alınan bir sisteme dönüşebiliyor.

Örneğin bir peçete satıyorsunuz, her iki haftada bir bu peçete tükeniyor. 10 dolara satıyorsunuzdur, müşterinize Subscribe & Save modelini önerdiniz, dediniz ki sen buna her iki haftada bir sipariş taahhüdüyle katıl, sana %5 indirim vereyim, o da bu taahhüdü vererek ürüne abone oldu. Böyle fırsatlarla sizin belki 100, belki 500, belki 1000 tane her hafta, her ay veya her iki haftada bir ürünlerinizi satın alan kitleler oluşacak. Bu da işletmeniz için daha öngörülebilir bir nakit akışı sağlıyor.

 

4.) Amazon Global Selling

Siz, Türkiye’de kurulu şirketinizle Amazon ABD’de veya Amazon Avrupa’daki pazar yerlerinde satış yapabilirsiniz. Amazon size, Almanya’da satış yapmak için Almanya’da şirket kurmalısınız demiyor.

 

5.) Fullfilment By Amazon (FBA)

Beşinci fırsat, Fulfillment by Amazon, muhtemelen şimdiye kadar en çok duyduğunuz Amazon hizmetidir.

Amazon’un bu hizmetiyle ürünlerinizi Amazon depolarında depolayabiliyorsunuz. Bu depolardan müşteriye ürünler hızlı ve sorunsuz bir şekilde kargolanıyor. Siz ürünlerinizi Amazon deposuna ulaştırdıktan sonra kargolamayla alakalı hiçbir ek faaliyette bulunmuyorsunuz. Hatta eğer bildirimleri kapatırsanız size mail bile gelmiyor, hiçbir baş ağrısı olmadan satışlarınız devam ediyor.

Siparişten teslime kadar müşteri ilişkilerini Amazon yönetiyor. İadenin alınması, geri ödeme süreçlerinde uluslararası ödemeler bile olsa Amazon sorunsuz, sıkıntısız sizin o tarafta arkanızı kolluyor.

Burada ürünlerin Prime etiketiyle satılması, Fulfillment by Amazon, yani FBA hizmetini kullandığınızda mümkün oluyor. “Prime etiketi ne sağlıyor?” diyecek olursanız, Amazon’un müşterileri aslında memnun müşteriler ve ürün ellerine ne kadar hızlı geçerse o kadar fazla satın alım yapıyorlar. Eğer siz FBA kullanmıyorsanız, (bir program daha var: Seller Fulfilled Prime, bu programa da dahil değilseniz) sizin ürünleriniz Prime olarak gözükmeyecektir ve böyle gözükmediği takdirde müşteri o ürünün hemen ertesi gün veya 2 gün sonrasında eline geçeceğinden emin olmayacağı için ya da ücretsiz kargo olmayacağı için bir şekilde satın alımdan vazgeçebilir. Siz FBA’i kullandığınızda Amazon diyor ki, bu ürünün arkasında ben varım, bu ürün şu saatte şurada teslim edilecek dediğimde ben bunu teslim edeceğim, müşteri de bu Prime etiketini gördükten sonra kafa rahatlığıyla ürünü satın alabiliyor.

 

6.) FBA Export

Siz satıcı olarak ürünlerinizi herhangi bir pazar yerinde depoladığınızda, ABD olabilir, İngiltere olabilir, Almanya olabilir o pazar yerine gelip o ürünü gören müşteri, sizin ürününüzü kargo ve ek gümrük vergilerini ödeyerek satın alabiliyor. Dünyanın neresinde olursa olsun Amazon o ürünü Moritanya’daki müşteriye de Belarus’taki müşteriye de götürüyor. Bunda satıcı olarak size hiçbir ek maliyet yok. Müşteri diyor ki ben şuradayım, bu ürün burada bunun kargo ve gümrük maliyetlerine ben katlanacağım, bana bunu lütfen getirin. Şu an bütün dünyada bunun teslimatını yapan Amazon’dan başka bir şirket yok.

 

7.) Multi Channel Fulfillment

Kısaca diğer satış kanallarından gelen siparişin Amazon FBA depolarından gönderilmesi olarak söyleyebiliriz. Örneğin, ABD’de Amazon üzerinden satış yapıyorsunuz, zaten Amazon üzerindeki ürünleriniz FBA ile gönderiliyor ama kendi web mağazanızı açtınız ve oradan da sipariş geliyor. Günde 5 tane, ayda 150 tane sipariş geldiğini varsayalım. Siz Multi Channel Fulfillment sistemiyle kendi web siteniz ile Amazon FBA depoları arasındaki entegrasyonu sağladığınız zaman kendi web sitenizden gelen siparişlerin hepsi otomatik olarak FBA deposundan gönderiliyor. Hiçbir ek külfete gerek kalmadan, yani şu siparişi şuraya göndermek için adres gireyim, isim soy isim gireyim vs. gibi ek süreçlere gerek kalmadan ürünler doğrudan gönderiliyor.

 

 

Orta Anadolu İhracatçılar Birliği’nde verdiğimiz eğitimlerden dönüştürdüğümüz blog yazılarının ikincisi burada bitiyor. Eğitimin üçüncü bölümünde Amazon’da satışa başladığınızda neler yapmanız gerektiğinden bahsedeceğiz.

 

Yeni yazı yayımladığımızda size haber vermemizi ister misiniz?

0 Comments

Submit a Comment

Your email address will not be published. Required fields are marked *